İNSAN Ve KALEM

insan ve kaleme dair

MOTİVASYON ÖYKÜLERİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
MOTİVASYON ÖYKÜLERİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Temmuz 2019 Perşembe

,
HARİKA BİR YAZI


-Güvenmediğin kimseye aleyhine kullanabilecek hiçbir koz verme.
-İnsanlara doğru değer ver, hak etmeyenleri sil.
-Kimseye yalvarma.
-Asla dönüp arkana bakma.
-Sır tutmasını bil.
-Dostlarının yeri ayrı, sevgilinin yeri ayrı.
Sevgilin için dostlarını, dostların için sevgilini satma.
-Kimsenin lafıyla dolduruşa gelme, ama aklının bir köşesinde de tut.
-Bir ilişkiyi kafanda bitirdikten sonra iki çift tatlı söz, iki damla gözyaşı için asla yumuşama.
-Seni sevenlerle kullananları iyi ayırt et.
-Seni dinleyip anlamaya niyetli olmayanlarla tartışma.
-Emrivaki oluşturulan dostlukları kabul etme.
-Eğer verdiğin o kişide kalmıyorsa ikinci bir sır şansı verme.
-Kendini öven insanlardan kaç.
-Karşındakinin doğruyu söylediğini varsayma.
-Kendine saygını yitirmene neden olacak hiçbir şey yapma.
-Sorunun olduğunda insanlar zaman ayırıp seni dinliyorsa onların öğütleri gözardı etme.
-Göz göre göre su birikintilerine taş atma, mutlaka üzerine sıçrar.
-Gözyaşlarının değerini bil. Onları hak etmeyenler için harcama.
-Senin zekana inanan insanları hayal kırıklığına uğratma.
-Kendini sev.
-Dışarıdaki güneşe bakıp gülümse ve önünde koskocaman bir gelecek olduğunu unutma.
-Dostluğunla yetinmeyenler için hiçbir fedakarlık yapma.
-İnsanları kaybediyorsun diye ağlayıp sızlama, ama kazandığın insanların değerini bil.
-Kimseye taşıyabileceğinden fazla değer verip bununla övünmesine fırsat verme.
-İstediğini almak için asla duygu sömürüsü yapma.
-Sana duyulan sevgiyi ve güveni istismar etme.

Üstün Dökmen

8 Temmuz 2018 Pazar

,
Her türlü hedefe ulaşmak, adım-adım metodunu gerektirir. En büyük başarılara ulaşmaya kararlı kişi, ilerlemenin basamaklarının birer birer çıkıldığını öğrenir. Bir ev her seferinde bir tuğla koyarak inşa edilir. Futbolda şampiyonluk her seferinde bir maç yapılarak kazanılır. Büyük mağazalar her seferinde yeni bir müşteri sayesinde büyür. Her büyük başarı bir dizi küçük başarıdan meydana gelir.
Oldukça ünlü bir yazar olan Eric Sevareid, Reader Digest (Nisan 1957) dergisinde adlığı en iyi tavsiyenin “bir sonraki kilometre” ilkesi olduğunu yazmıştır.

“İşimi değiştirip de çeyrek milyon kelimelik bir kitap yazmaya başladığımda, projenin tamamı üzerinde düşünebilecek gücü kendimde bulamıyordum. Mesleğimle ilgili en derin gurur kaynağından neredeyse vazgeçiyordum. Sadece bir sonraki paragrafı düşünmeyi denedim. Bir sonraki sayfayı ya da bölümü değil. Böylece alt ay boyunca bir sonraki paragrafı düşünmekten başka bir şey yapmadım ve kitap kendisini yazdı.”
“Yıllar önce radyoda yayınlanması için günlük kısa yazılar yazıyordum. Şimdi toplam 2000 parçayı geçti. O zaman benimle 2000 parça yazmam konusunda kontrat imzalamak isteselerdi tabiiki, hacmin büyüklüğünden dolayı kabul etmezdim. Ancak benden sadece bir tane yazmam istendi. Sonra bir tane daha. Ve işte sonunda yazdıklarımın sayısı.”
Adım-adım metodu bir hedefe ulaşmanın en mantıklı yoludur. Sigarayı bırakmakla ilgili duyduğum ve herkesten çok benim arkadaşlarımın işine yarayan formül benim ‘saat-saat’ diye adlandırdığım metoddur. O mutlak hedefe – alışkanlıktan kurtulmak- bir daha hiç içmemeye ulaşmak için, kişi gelecek bir saat boyunca sigara içmemeye karar verir. Saat bittiğinde kişi bu kararını bir sonraki saat için de uzatır. Daha sonra içme arzusu azaldıkça, bu periyod iki saate, sonra da bir güne uzatılır. Sonunda hedefe ulaşılır. Bu alışkanlıktan bir kerede kurtulmak isteyen kişi psikolojik acıya dayanamadığı için başarılı olamaz. Bir saat kolaydır; sonsuz ise zor.
David J. Schwartz – “Büyük Düşünmenin Büyüsü”
,
Şu eski deyişi severim : “Kazananlar odaklanır, kaybedenler dağılır.” Bu gerçekten doğrudur. Amaç duygusu beni enerjiyle, ne istediğini bilen enerjiyle doldurur. Bu gerçekten de çok güzel bir şeydir.
Harry Bernstein hakkında anlatmayı çok sevdiğim bir hikaye vardır. İnsanlar, bu hikayeyi, geç yaşta büyük işler yapmak olarak yanlış yorumlar. Hikaye bununla ilgili değildir. Hikaye kişilikten amaca dönüşüm hakkındadır.
Harry  93 yaşındaydı. Karısı, daha yeni lösemiden ölmüştü ve Harry hayata nasıl devam edebileceğini bilmiyordu; çünkü öncesinde amacı karısına bakmak, onunla olmak ve onun mutluluğunu sağlamaktı. Bu yüzden birdenbire, 93 yaşında amacı ayaklarının altından kayıp gitti. Uyandığında, artık yaşamak için enerjisi kalmamıştı.
Bu depresyondur. Harry depresyondaydı, “Aman neye yarar? Niye zahmet edeyim? Niye devam edeyim ki?” diye kendine sorardı, depresyonun bütün anlamı budur : Yapacak bir şeyim yok. Heyecan duyacağım ya da beni şevke getirecek hiçbir şey yok. Bu yüzden bütün dikkatim tekrar kişiliğimde… Bende… Duygularımda… Ne hissettiğim, ne düşündüğümde ve üzüntümde. Tüm düşüncelerim üzüntüm, vicdan azabım ve pişmanlığımda, dikkatim tamamen kendime yönelmiş durumdadır.
Ancak, Harry Bernstein bu dünyanın içinde uzun süre sıkışıp kalmadı. Zihni, kişiliğinden amaca yöneldiği anda bedeni depresyondan çıktı.
Sıra dışı bir şey yaptı; ama ona neyin esin kaynağı olduğunu pek bilmiyoruz. Zihin değiştiğinde ruh içeri girecek bir yol bulur. Leonard Cohen’in şarkısında söylediği gibi, her şeyde bir çatlak vardır, ışık oradan girer. Böylece Harry Bernstein mantık dışı bir şey yapmaya karar verdi.
Oturup, hayatını yazmaya karar verdi. Hayatında o kadar çok, o kadar büyüleyici şey olmuştu ki… Artık karısının ölümüne tepki göstermekle kalmayacaktı. Onun yerine, üretecekti. 93 yaşında dolu dolu ve ilginç bir ömür sürmüş bir insanın yaşadığı bütün heyecanlar, üzüntüler ve inanılmaz şeylere ilgili insanların okuyabileceği bir kitap ortaya çıkaracaktı. Hayatını bir kez daha yaratmaya karar verdi. Bu kez bunu, diğer insanlara büyük keyif verecek bir kitap olarak yapacaktı.
93 yaşındaydı! 25 yaşında olmamasına rağmen yazar olmayı öğreniyor, insanlarla bağlantı kurmaya çalışıyor, sosyal ağlara giriyor, iyi menajerleri bulmaya çalışıyor, geleceğin tohumlarını ekiyordu. 93 yaşındaysanız sizin için nasıl bir gelecek olabilir ki?

Çoğu insan zamanlarının %90’ını gelecekle harcar. Bir gün kendilerini başarıya taşıyacak olan insanlarla bağlantı kurmaya çalışırlar. Bu, kendilerini güç basamaklarında yukarı çekecek güçlü bir insan bulmak gerektiği gibi yanlış bir fikirle, entelektüel yetilerini ve hayal güçlerini acıklı bir şekilde ortalığa saçmaları demektir.
Harry Bernstein’ın yaptığı 18 yaşında olsak bile, hepimizin yapabileceği bir şeydir. 93 yaşına kadar beklememiz gerekmez. Bir amacımız olabilir. Kalp kırıklıklarıyla dolu bir ömür boyu beklememiz gerekmez. Bütün günümüzü, kişiliğimizin içinde hapsolmuş şekilde ne hissettiğimize yoğunlaşarak geçirmemiz gerekmez, bir amacımız olabilir; bu amaç bize şevk verecektir.
Harry bir sene boyunca 24 saatini kitap üzerinde çalışarak geçirdi. Arkasından, (New York’taki bütün yayıncılar kitabını geri çevirdikten sonra) Harry Random House’un Londra bürosunda bir yayıncı buldu. Kitabının bir kopyası bir yıl orada bekledikten sonra, Kate Elton adında bir editörün masasına ulaştı. Elton kitabı okudu ve “kaçırılamaz” (kullandığı sözcük buydu) olduğunu söyledi. Kaçırılamaz!
Steve Chandler – Motive Ol

27 Kasım 2015 Cuma

,
Birden her şey çok kötü gitmeye başlar ve artık hayatınızı güzelleştirmek için çözüm bulmakta zorlandığınızı hissedersiniz. Ama endişelenmeyin. İngiliz Observer gazetesinin uzmanlara hazırlattığı reçete, sevgilinizle ilişkinizden iş hayatınıza kadar pek çok konuda renkli ve uygulanabilir çözümler sunuyor...


İlişkiler
1. Düzenli ve tutkulu bir ilişki yürütmenin en iyi yolu dönemdönem hiçbir şey yapmamaktır. Kimse birbirine acı vermeden, biraz ilişkiden uzaklaşın.
2. Uzmanların "paradoksal problem çözümü" adını verdiği yöntemi uygulayın. Örneğin, cinsel sorunlarınızı gidip bir danışmanla görüşmek yerine önce yatağınızın yerini değiştirin.
3. Evli çiftler konusunda uzman John Gottman'a kulak verin. Araştırmasına katılan çiftlerden hangilerinin üç yıl içinde boşanacağını yüzde 94'lük doğruluk payıyla bilen Gottman'a göre,kadınlar kocalarının söylediği sözlere 15 dakikalık periyotlar içinde dört ya da beş kez sinirleniyorsa, bu çiftin en geç dört yıl içinde boşanacağı anlamına geliyor.
4. Yine Gottman'a göre, eğer sevgilinizle tartışarak geçirdiğiniz vakit, onunla sorunsuz, mutlu geçirdiğiniz vaktin sadece yedide biri kadar ise, ilişkiniz iyi gidiyor demektir. Eğer sorunlarınızın yüzde altmışı "çözülemez" türdense meraklanmayın, normalsiniz.

Kültür
5. Televizyonunuzu atın! Saçma gelebilir ama eğer ömrünüzün bir yılını televizyondan uzak geçirirseniz, kendinizi çok daha iyi hissedeceksiniz. Böylece sinemaya, tiyatroya gitmek için de bol vakit bulabilirsiniz.
6. Hayatta olup bitenleri takip etmek için dünyanın dört bir yanında çıkan gazeteleri, dergileri internetten okuyun.
7. En az beş tane caz albümü alın. İste size küçük öneriler: Miler Davis'in "Kine of Blum," John Coltrane'in "A Lome Suareme" ya da Duke Ellington'in bir albümü.
8. Bestseller'lardan nefret etseniz de, en kısa zamanda Tolkien ile tanışın. "Yüzüklerin Efendisi" filmi geldiğinde, en azından bu konuda söyleyecek sözünüz olur.

İş
9. Kariyer seçiminizi yaparken "kapasite"niz kadar sizin için "uygun" olup olmadığını göz önünde bulundurun. En önemli on kişisel özelliğinizin listesini yapın ve sizin için neyin önemli olduğuna karar verin.
10. Zeki bir çalışkan olun. Önemli olan nasıl "çok çalıştığınız" değil, nasıl "çalıştığınız"dır. Temel ipucu: Her ne kadar güç patronunuzda olsa da, ofisteki diğer çalışanları da etkilemeye çalısın.
11. Değişikliklerden korkmayın. İş yaşamındaki değişiklikler bir dönem her şeyin yerli yerine oturması için kendinize vakit tanımanız anlamına gelir.
12. "Esnek" olun. Günümüz iş dünyası çok yönlü hizmet verebilen, birçok konuda uzmanlaşmış elemana ihtiyaç duyuyor.

Oyun
13. Arada bir de olsa spontane davranın. Eğer bir ünlüye çok uzun zamandır hayransanız, hemen ona bir e-mail gönderin. Hoşlandığınız kişiyi ilk gördüğünüz anda ona duygularınızdan bahsedin. İçinizden mırıldandığınız şarkıyı yüksek sesle söylemeye başlayın.
14. Güzel bir şey yapın. Zahmetli ama lezzetli bir yemek, sevdiğiniz biri için bir kartpostal, kişisel İnternet sitesi... Bunlar kendinizi iyi hissettirecektir.
15. Tutkularınızı paylaşabileceğiniz insanlar bulun. Beraber saatlerce bilgisayar oyunu oynayacağınız, spor yapacağınız, satranç oynayacağınız birileri hayatınızı renklendirecektir.

Sağlık
16. Gülün. Gülmek sadece stresinizi yenmenizi sağlamakla kalmaz, kalbinizi de korur. Amerikalı ilim adamları çok gülen insanların kalp hastalıklarına karşı daha dayanıklı olduğunu söylüyor.
17. Sigarayı bırakın. Herhangi bir sağlık sorunundan muzdaripseniz, öncelikle yapmanız gereken yine sigarayı bırakmaktır. Kararlı olun.
18. Yanınızda her zaman aspirin bulundurun. Sadece baş ağrısını geçirmez, zamanı gelince hayatınızı da kurtarır. İngiliz Kalp Vakfı’nın Araştırmasına göre, kalp krizi geçiren birine verilen aspirin ölüm riskini büyük ölçüde azaltıyor.
19. Korunun. Cinsel ilişki yoluyla bulaşan hastalıklar gün geçtikçe artıyor.

Mutluluk
20. Yeni yılda olumlu düşünme gücünüzü devreye sokun. Her gün, sizi neyin rahatsız ettiğini düşünün ve o konuda çözüm üretmeye çalısın.
21. Üstünüzdeki giysiye şöyle bir bakın: Çevrenize nasıl bir mesaj veriyorsunuz? Giysilerinizde ne kadar açık renkler tercih ederseniz başkalarının enerjisini de o kadar itersiniz. Bu yüzden doktorlar beyaz giyer. Koyu renkleri tercih ederseniz, daha fazla enerji çekersiniz üstünüze ve otoriter bir havanız olur; bu yüzden polis üniformaları koyu renktir. Toplum içindeki konumunuza uygun renkte elbiseler giyin; aralara ruhunuzu ortaya çıkaracak renkler katmaktan çekinmeyin.
22. Kalp egzersizi yapın: İnsanları sevin!
23. Bütün konsantrasyonunuzu beyninizin merkezine, yani gözlerinizin tam ortasına yoğunlaştırın: Ruhun gerçek yuvasına. Bu egzersiz yoga felsefesine göre ruhsal ölümsüzlük anlamına gelen, "üçüncü öz"ünümü açacak.

Beslenme
24. Kalori hesaplarını bir kenara bırakın. Eğer kilonuzun fazla olduğuna inanıyorsanız, aşırıya kaçtığınız noktalarda kendinizi tutmaya çalısın.
25. Bir meyve sıkma makinesi alın ve uzmanlara kulak vererek haftada üç kez "kullanın!"
26. Saat başı bir bardak su için. Bu sık sık tuvalete gitme ihtiyacına yol açacak olsa da, yarım litre su enerjinize yüzde 20 enerji katar.
27. Bu seneyi "iyi uyuma yılı" seçin: Gün ortasından sonra kafeinli içeceklerden uzak durun, alkol almayın, bedeniniz iflas etmeden yatağa girin.

Zayıflama
28. Spor yaparken bulunduğunuz ortamın aromalı olmasına özen gösterin. Şaka değil; New York'ta yapılan bir araştırmaya göre, spor yaptığınız ortam nane kokuyorsa enerjiniz artıyor ve daha az zorlanıyorsunuz.
29. "48 saat kuralı"nı aklınızdan çıkarmayın. Her gün spor yapmak çok da doğru değil bazı uzmanlara göre. Ama eğer her spor seansı arasında 48 saatten fazla vakit bırakırsanız da zorlanma ihtimaliniz var.
30. Egzersiz yapmak istiyorsanız, açık havayı tercih edin diyor uzmanlar. Amerikan Egzersiz Merkezi (ACE) bu yılın en büyük spor trendinin açık havada verilecek egzersiz dersleri olacağını açıkladı.

Para
31. Ailenizi "finans gurusu" olarak görmeyin. Son araştırmalar, insanların yüzde 40'ının parayla ilgili sorunu olduğunda ailelerine danıştığını ortaya çıkardı. Ama uzmanlar bu yaklaşımın yanlış olduğu görüsünde; tabii eğer 20 yıl öncesinin önerilerini dinleme arzusunda değilseniz.
32. Eğer para konusunda eşinizle ortak hareket ediyorsanız, görüşmelere mutlaka birlikte gidin. Çünkü kadınlar can alıcı sorular sorma konusunda erkeklerden daha yetenekli.
33. İyi para kazanmak istiyorsanız, kariyerinizi seçerken özen gösterin. Warwick Üniversitesi'nin yaptığı bir araştırmaya göre hukuk ve politika eğitimi görenler ziraat fakültelerinden mezun olanlardan yüzde 50 daha az kazanıyor.

Hiçbir şey için "BENİMDİR" deme! Sadece deki: "YANIMDADIR!" Çünkü ne "ALTIN" ne "TOPRAK" ne "YAŞAM" ne "ÖLÜM" ne "SEVGİLİ" ne de "KEDER" daima SENİN KALMAZ!!!

8 Mayıs 2015 Cuma

,
Çiftlikten çiftliğe, yarıştan yarışa koşarak atları terbiye etmeye çalışan gezgin bir at terbiyecisinin genç bir oğlu vardı. Babasının işi nedeniyle çocuğun eğitimi kesintilere uğramıştı. Bir gün öğretmeni, büyüdüğü zaman ne olmak ve yapmak istedikleri konusunda bir kompozisyonyazmasını istedi. Çocuk bütün gece oturup günün birinde at çiftliğine sahip olmayı hedeflediğini anlatan 7 sayfalık bir kompozisyon yazdı. Hayalini en ince ayrıntılarıyla anlattı. Hatta hayalindeki 200 dönümlük çiftliğin krokisini de çizdi. Binaların, ahırların ve koşu yollarının yerlerini gösterdi. Krokiye, 200 dönümlük arazinin üzerine oturacak 1000 metrekarelik evin ayrıntılı planını da ekledi. Ertesi gün hocasına sunduğu 7 sayfalık ödev, tam kalbinin sesiydi.
İki gün sonra ödevi geri aldı. Kağıdın üzerinde kırmızı kalemle yazılmış kocaman bir “0” ve “Dersten sonra beni gör” uyarısı vardı. Çocuk
– Neden “0” aldım?” diye öğretmenine merakla sordu.
Öğretmeni
– Bu senin yaşında bir çocuk için gerçekçi olmayan bir hayal. Paran yok. Gezginci bir aileden geliyorsun. Kaynağınız yok. At çiftliği kurmak büyük para gerektirir. Önce araziyi satın alman lazım. Damızlık hayvanlar da alman gerekiyor. Bunu başarman imkansız. Eğer ödevini gerçekçi hedefler belirledikten sonra yeniden yazarsan, o zaman notunu yeniden gözden geçiririm.
Çocuk evine döndü ve uzun uzun düşündü. Babasına danıştı.
– Oğlum, bu konuda kararını kendin vermelisin. Bu senin hayatın için oldukça önemli bir seçim!
Çocuk bir hafta kadar düşündükten sonra ödevini hiçbir değişiklik yapmadan geri götürdü.
– Siz verdiğiniz notu değiştirmeyin Ben de hayallerimi…
O öğrenci, bugün 200 dönümlük arazi üzerindeki 1000 metrekarelik çiftlik evinde oturuyor. Yıllar önce yazdığı ödev şöminenin üzerinde çerçevelenmiş olarak asılı. Hikayenin en can alıcı yanı şu: Aynı öğretmen, geçen yaz 30 öğrencisini bu çiftliğe kamp kurmaya getirdi. Çiftlikten ayrılırken eski öğrencisine;
– Bak, sana simdi söyleyebilirim. Ben senin öğretmeniyken, hayal hırsızıydım. O yıllarda öğrencilerimden pek çok hayal çaldım. Allah’ tan ki, sen, hayalinden vazgeçmeyecek kadar inatçıydın.

3 Mayıs 2015 Pazar

,
  Bu hikaye Northwestern Üniversitesi iş idaresi master öğrencileri ile zaman yönetimi dersi profesörü arasında geçmektedir.

     Profesör sınıfa girip karşısında duran, dünyanın en seçilmiş öğrencilerine kısa bir süre baktıktan sonra, "Bugün zaman yönetimi konusunda deneyle karışık bir sınav yapacağız" dedi. Kürsüye yürüdü, kürsünün altından kocaman bir kavanoz çıkarttı. Arkadan kürsünün altından bir düzine yumruk büyüklüğünde taş aldı ve taşları büyük bir dikkatle kavanozun içine  yerleştirmeye başladı. Kavanozun daha başka taş almayacağına emin olduktan sonra öğrencilerine döndü ve "Bu kavanoz doldu mu? diye sordu. Öğrenciler hep bir ağızdan "Doldu" diye cevapladılar.

     Profesör "Öyle mi?" dedi ve kürsünün altına eğilerek bir kova mıcır çıkarttı. Mıcırı kavanozun ağzından yavaş yavaş döktü. Sonra kavanozu sallayarak mıcırın taşların arasına yerleşmesini sağladı. Sonra öğrencilerine dönerek bir kez daha "Bu kavanoz doldu mu?" diye sordu. Bir öğrenci "dolmadı herhalde" diye cevap verdi. "Doğru" dedi profesör.

     Profesör yine kürsünün altına eğilerek bir kova kum aldı ve yavaş yavaş tüm kum taneleri taşlarla mıcırların arasına nüfuz edene kadar döktü. Yine öğrencilerine döndü ve "Bu kavanoz doldu mu?" diye sordu. Tüm sınıf bir ağızdan "Hayır" diye bağırdılar. "Güzel" dedi profesör, kürsünün altına eğilerek bir sürahi su aldı ve kavanoz ağzına kadar doluncaya dek suyu boşalttı. Sonra öğrencilerine dönerek "bu deneyin amacı neydi?" diye sordu. Uyanık bir öğrenci hemen "Zamanımız ne kadar dolu görünürse görünsün daha ayırabileceğimiz zamanımız mutlaka vardır" diye atladı.

     "Hayır" dedi profesör, "bu deneyin esas anlatmak istediği, eğer büyük taşları baştan yerleştirmezsen küçükler girdikten sonra büyükleri hiçbir zaman kavanozun içine koyamazsın gerçeğidir."

     Öğrenciler şaşkınlık içinde birbirlerine bakarken profesör devam etti; "Nedir hayatınızdaki büyük taşlar? Çocuklarınız, eşiniz, sevdikleriniz, arkadaşlarınız, eğitiminiz, hayalleriniz, sağlığınız, bir eser yaratmak, başkalarına faydalı olmak, onlara bir şey öğretmek! Büyük taşlarınız belki bunlardan birisi, belki bir kaçı, belki hepsi. Bu akşam uykuya yatmadan önce iyice düşünün ve sizin büyük taşlarınız hangileridir iyi karar verin."

22 Nisan 2015 Çarşamba

,
Hayatın gizemini ve mutluluğu arayan bir genç vardır. Bu genç hayatın gizemine ve mutluluğun kaynağına ulaşmak için bilgelerden yardım ister. Ve sonunda derdine bir kralın derman olabileceğini öğrenerek bilge kralın karşısına çıkar. "Bana hayatın gizemini ve mutluluğun kaynağını anlatır mısınız?" der. Kral kendisine daha sonra yardımcı olabileceğini söyler. Şimdi gidip sarayını dolaşmasını ister. Gence bir kaşık verir. Kaşığın içerisine de iki damla yağ koyar ve yağı dökmemesini tembihler.

Genç gidip sarayı dolaşır ve kendisine söylenen saatte tekrar kralın karşısına gelir.
Kral: "Sarayımı iyice dolaştın mı?" der. Genç "evet" der. Peki, der kral; gencin elindeki kaşığa bakar, yağ dökülmemiştir. Kral: "Sarayımdaki ünlü ipek halıları gördün mü?" der. Genç "hayır" der.

Peki, bahçemi gezdin mi? Çok güzel çiçekler vardı, bahçıvanım onları uzun yıllarda yetiştirdi, onları gördün mü diye sorar. Genç "hayır" der. Kral, ya muhafızları gördün mü? Çok eğitimli ve disiplinli bir ordum var.
Genç, görmedim der.

Kral, tekrar kaşığa yağı damlatır ve "yeniden sarayımı gez" der. Etrafına iyi bak, demeyi de ihmal etmez. Genç elinde kaşıkla birlikte tekrar sarayı gezmeye başlar. Sarayın muhteşemliğini görür, şaşkınlıkla tekrar kralın karşısına gelir. Hayretler içinde krala gördüğü bahçeden, ipek halılardan ve sarayın muhteşemliğinden söz eder. Bilge Kral, peki kaşıktaki yağa bir bakalım, der.

Gencin elindeki kaşıkta yağ kalmamış, hepsi dökülmüştür. Yağdan eser yoktur.

Bilge Kral gence:

İşte hayatın gizemi ve mutluluğun kaynağı budur,


"ELİNDEKİ İKİ DAMLA YAĞI YİTİRMEDEN ETRAFINA BAKMAYI GÖREBİLMEKTİR .DER "..!!!!

7 Mart 2015 Cumartesi

,
Kanatların varsa düşmezsin.
 Mutluluğun gerçekten memnun olmak olduğunu bilirsen birşeyden yada birşeylerden; üzemez seni başka neden. Mesela.. Özgür bırak içinde ki nefreti, yahut kırgınlıkları. Üfle gitsin. El salla arkasından. Saatlerce düşüneceğin-sorgulayacağın herşeyi bırak kenara. Eğer olmayacağı varsa uğraşma oldurmak için o çok istediklerini bile. Sabretmen gereken her yerde sabret. Özür dilemen gereken yerde kibirlenme. Ve dene.. İnsanları, seni sevenleri. Sevdiklerini.
 İzin ver seni kırmalarına, saymalarına sövmelerine izin ver. İzin ver ki, görebilesin tüm gizlenenleri. Ama sen kimseyi öteleme. Öfkeyle kalkıp zararla oturacağına gülümse. Ne güzel değil mi? Sana zarar veren herşeyi uğurlamak tebessümle. Nefret etmeden, barışla.. Varsa kanatların, düşmezsin.
 Belki uğradığın bütün dallar kırılır, çürür, dökülür ama.. Seni bekleyen bir ağaç daha mutlaka bulursun...

7 Şubat 2015 Cumartesi

,

Adamın biri ilk defa gittiği küçük bir kasabada duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka koltukta tek başına oturan çocuğa:
- Buranın yabancısıyım, demiş. Parkın hemen yanı başındaki fırını arıyorum, çok yakın olduğunu söylediler...

Çocuk arabanın penceresini açtıktan sonra:
- Ben de buraya ilk defa geliyorum, demiş. Ama sağ tarafa gitmeniz gerekiyor herhalde..

Adam çocuğun yabancı olmasına rağmen bunu nasıl anladığını sormuş ister istemez:
- Ihlamur çiçeklerinin kokusunu duymuyor musunuz? diye gülümsemiş çocuk. Kuş cıvıltıları oradan geliyor zaten.
- İyi ama, demiş adam, bunların parktan değil de tek bir ağaçtan gelmediği ne malûm?
-Tek bir ağaçtan bu kadar yoğun koku gelmez diye atılmış çocuk... Üstelik manolyalar da katılıyor onlara.. Hem biraz derin nefes alırsanız, fırından yeni çıkmış ekmeklerin kokusunu da duyacaksınız.

Adam gözlerini hafifçe kısarak denileni yaptıktan sonra, teşekkür etmek için döndüğünde fark etmiş çocuğun kör olduğunu..

Çocuk ise, konuşurken bir anda sözlerini yarıda kesmesinden anlamış adamın kendisini fark ettiğini..

Işığa hasret gözlerini ondan saklamaya çalışırken:- Üç yıl önce bir kaza geçirmiştim, demiş. Görmeyi o kadar çok özledim ki!. Sizinkiler sağlam, öyle değil mi?

Adam çocuğun tarif ettiği yerde bulunan fırına doğru yönelirken;

- Artık emin değilim, demiş. Emin olduğum tek şey, benden iyi gördüğündür..
ALINTIDIR

Gören Gözlerimizin Mutluluğunu Sonuna Kadar Sürdürmeniz Şükretmeniz Dileğiyle

11 Aralık 2014 Perşembe

,
Zamanın birinde çok akıllı iki kardeş yaşarmış. Etrafındaki ve okuldaki bilgiler kendilerine yetmediğinden, annesi onları, bulundukları beldenin bilge adamına götürmüş.
Kardeşler, bilge adama pek çok sorular sormuşlar ve her defasında kendilerinin tatmin olduğu cevaplar almışlar. Bundan çok memnun olan kardeşler, bir müddet için bilgenin yanında kalıp daha çok şeyler öğrenmek için annelerinden izin istemişler ve bilge adamın yanında kalmışlar.
Bilge adama sorduklarına ve aldıkları cevaplara çok sevinen ve mutlu olan çocuklar bir süre sonra bu işten sıkılmaya başlamışlar. Bilgenin bilemeyeceği bir soru bulmamız lazım diye düşünmüşler.
Kardeşlerden biri, “Buldum” demiş. “İki elimin arasına bir kelebek koyacağım ve bilge adama soracağım. Avucumun içinde bir kelebek var, canlı mı ölü mü? Ölü derse kelebeği bırakacağım, canlı derse avucumu hafifçe bastıracağım. Her ne derse cevabını bilemeyecek!”
Kelebeği ellerinde tutan kardeşlerden biri, kapalı tuttuğu ellerini bilgeye doğru uzatmış ve sormuş…
“Avucumun içinde bir kelebek var, canlı mı ölü mü?”
Bilge, uzun uzun çocuğun gözlerinin içine bakmış ve cevaplamış:
“Senin ellerinde evladım, senin ellerinde…
Aşkınız…
Geleceğiniz…
Gençliğiniz…
Hayatınız…
Her şeyiniz…
Huzurunuz…
Mutluluğunuz…
Sizin ellerinizde…”

9 Aralık 2014 Salı

,
Meşhur Türk Hükümdarı Timurlenk’e:
- Seni erlikten başbuğluğa yükselten nedir?…diye sormuşlar.
 Timurlenk şu cevabı vermiş :
- Asla ümitsizliğe düşmedim… O kadar zorlukla karşılaştığım halde hiç birisinden yılmadım ve bir maksadıma erişmek için bir karınca bana örnek oldu:
Bir gün düşmanlarımdan kaçmış bir harabeye sığınmıştım. Her yerden ümidi kesmek üzere olduğum bir anda gözüm bir karıncaya ilişti. Karınca kendinden büyük bir buğday tanesini almış bir yıkıntının üzerinden aşırmak için uğraşıyor; fakat taşıdığı şey kendisinden büyük olduğu için sonuna kadar götüremiyor, düşürüyordu. Tane yuvarlanarak duvarın dibine düşüyor, karınca tekrar inip rızkını alıp götürmeye uğraşıyordu. Bu hal elliden fazla oldu; ama karınca da nihayet maksadına erişti. Karıncanın bu azmini gördükten sonra bende bir ümit peyda oldu. Kendi kendime:”
Ben bu karınca kadar da mı olamayacağım.” dedim ve maksadıma erinceye kadar hiç bir zorluktan yılmadım.

26 Ekim 2011 Çarşamba

,
Japonya'da bir depremde kurtarma ekibi genç bir kadının yaşadığı enkaza ulaşırlar.. Yıkıntıların arasında kadının cesedine ulaşırlar. Kadının enkaz altındaki pozisyonu ilginçtir.. Ellerinin arasında bir şey tutarak eğilmiş gibi.. Bu esnada da ev üzerine çökmüş izlenimi vermektedir.. Kurtarma ekibinin lideri canlı olma ümidi ile kadına ulaşmaya çalışır, fakat kadın çoktan ölmüştür.. Başka bir enkaza gitmek için hareketlenecekleri sırada, ekip lideri delikten içeri bakar ve enkazda bir çocuk olduğunu fark eder.. seslenir, "Bir çocuk var"

Uzun bir çalışmadan sonra kadının cesedinin altında çiçekli bir battaniye içinde 3 aylık bir bebek bulurlar.. Kadın son bir hamle ile bebeğinin üzerine kapanmış ve bebeğinin hayatını kurtarmıştır.. Bebek hala uyumaktadır.. Battaniyeyi açtıklarında ise bir cep telefonu bulurlar.. Ve ekranında bir mesaj vardır..

"Eğer kurtarıldıysan, seni sevdiğimi hatırla - Annen"

İşte bu, bir annenin çocuğuna olan sevgisini ölüm yanı başındayken bile ona anlatmaya çalışması... 

5 Ekim 2011 Çarşamba

,
  • Enkaz, bir zamanlar çocuğun eviydi.ya da orayı evi biliyordu. Bu gerçeğin açtığı pencereden bakıldığında yıkılan yuvası üzerinde çaresiz kalmış bir yavru kuş gibi duruyor. Ama gerçeklerin penceresini daha fazla açılırsa görünüm değişiyor. Enkaza dönüşen evi ailesi inşa etmiş veya ettirmişti ama toprak onların değildi. Filistinlilerin... İsrail hükümetleri kimi vatandaşlarını teşvik etmiş, onlar da işgal altında bulunan Filistin topraklarına kentler kurmuşlardı. Sonra politika değişince 2005 yazında zorla oralardan çıkarılmışlardı. Evler de yıkılmıştı. Ancak yahudi yerleşimciler, hakları olmadığı halde yerleştikleri topraklara geri dönmekte ısrar ediyor. Çıkarıldıkları yerleşim yerlerine 27 Mart'ta bir protesto yürüyüşü yapıp bir süre oralarda oyalandılar. Bu fotoğraf da o sıralarda çekildi. Çocuğun enkazın üzerindeki duruşu işgalci büyüklerinin ısrarını temsil etmekteydi.(AP Photo / Oded Balilty)
  • Sri Lanka... Ülkede Tamil Gerillaları'yla hükümet birlikleri arasında çatışmaların yeniden başlaması sonucu yine bir göç dalgası oluştu. Bu kadın da evini, köyünü terkedip Mandapam Göçmen Kampı'na sığınanlardan biri. Can güvenliği huzurunun tebessümü ve gözlerindeki endişe tortusuyla bir mülteci kampına henüz varmış insanın ışığa yazılan duygularını yansıtıyor.
  •  
 Filipinler'den bir 'o' an. Filipinler'de meydana gelen heyelanda yaklaşık 80 kişi hayatını kaybetti. Fotoğraftakiler, felaket bölgesinde hayatta kalanlar. Bu 'o' ansa, onlar kadar şanslı olmayan yakınlarının cansız vücutlarına bakarken elde edilmiş.




Tags

AŞK VE SEVGİ (20) covid19 (2) GÜNÜN ÖNEMİ (8) İNSAN ⓋⒺ KALEM (76) KISSA DAN HİSSE (46) MOTİVASYON ÖYKÜLERİ (13) RENKLİ GÜNDEM (5) SÖZLÜ ÖZLÜ (25) TÜRKİYE (2) VİDEOLAR (9)